Gönüllülük

Kızlar Atakta projesinin paydaş gruplarından biri de başarılı rol modeller olarak genç kadınlardır. Eğitim programı sosyal ve profesyonel hayatlarında etkili ve başarılı gönüllü kadınlar tarafından desteklenecektir. Gönüllülerden en büyük beklenti katılımcı genç kızlara bu süreçte ablalık, koçluk, liderlik gibi başlıklar altında destek olmalarıdır.

Kızlar Atakta’ya gösterdiğiniz yoğun ilgiden ötürü size çok teşekkür ederiz. Mayıs ayından bu yana rekor sayıda başvuru aldık. Birbirinden değerli, donanımlı, girişken kadınların destekçimiz olmayı istemesi bizleri çok mutlu etti.

Bu heyecan verici ilgi Kızlar Atakta ailesinin çoğalarak büyüdüğünü göstermektedir.

20 Haziran itibariyle başvurularımız kapanmıştır, anlayışınız için teşekkür ederiz. 

2016 Sosyal Etki Raporundan Bir Bölüm…

Duygu Dünya ÖNEN / Eğitimci, KA Kamp Lideri

DOĞANIN İYİLEŞTİRİ VE ÖZGÜRLEŞTİRİCİ GÜCÜ ADINA – KIZLAR ATAKTA

Bu raporun sayfalarında 2016 yazında Düşler Akademisi Kaş tesislerinde gerçekleşen “Kızlar Atakta” projesinin sosyal etkileri ve çıktılarını içeren pek çok niceliksel veri mevcut. Projeye katılan ergen genç kızların edinimleri ve değişimleri nesnel ölçeklerle değerlendirildi. Projenin bel kemiği olan gönüllü ekibinin proje hakkındaki izlenimleri de aynı şekilde titiz çalışmalar sonucunda raporlandı (bkz. Ölçümlenebilir Spor Performansları, Gönüllü Anketleri rapor sayfaları). Projenin yarattığı niceliksel etki, projenin geleceği ve sürdürülebilirliği açısından oldukça umut verici ve çarpıcı. Ancak ben bu değerlendirmemde “Kızlar Atakta” projesinin yarattığı bazı niteliksel değerlere özellikle değinmek istiyorum. Çünkü “Kızlar Atakta” projesinin, ekibinin, gönüllülerinin ve katılımcılarının birlikte yaşadığı ve yarattığı etkiyi anlatmak için rakamlar ve istatistikler çok önemli olsa da tek başına yetersiz kalıyor. Her ânında kıymetli hikâyeler barındıran bu projenin beş haftasında kamp liderliği yaptığım süredeki gözlemlerimi kendi hikâyemin çerçevesinden paylaşacağım.

“Doğa sporlarıyla ergen genç kızları güçlendirmek – işte tam da hayalimdeki proje!”

Kızlar Atakta’nın proje hedefini ilk duyduğumda, “tam da hayalimdeki proje,” demiştim. On sekiz yaşımda üniversite için Amerika’ya gidene kadar İstanbul’da büyümüş, çocukluğum ve ergenliğimde doğayla temasım sokakta oyun oynamak ve bisiklete binmekle sınırlı kalmıştı. Ta ki kendimi Amerika’da New Hampshire gibi küçük bir eyaletin Hanover kasabasında bulana dek. Okula adımımı atar atmaz doğanın eğitimimin büyük bir parçası olacağını anlamıştım. Okula dünyanın ve Amerika’nın dört bir yanından yeni gelen öğrenciler için üst sınıflar doğada beş günlük bir alıştırma gezisi tasarlamışlardı. Bu geziyle beraber şehirde uyuyan duyularım teker teker uyanmış, okuldaki doğa sporlarıyla ilgili faaliyetleri keşfe başlamıştım. Bu faaliyetlere katılan insanlarla tanıştıkça onların ergenlik yıllarında doğa kamplarına katıldığını, katıldıkları kampların onların hayata bakışlarına çok şey kattığını gördükçe: “Keşke Türkiye’de de böyle bir doğa eğitimi kültürü olsa,” demiştim. İleride bir gün bunu gerçekleştirecek bir ekibin parçası olacağımdan bihaber, bir yandan ekoloji alanındaki eğitimimi tamamlarken bir yandan da AYDER’in bir diğer projesi olan Alternative Camp’da gönüllülük yaptım, dünyanın farklı yerlerindeki ekolojik tarım gönüllülük projelerine katıldım. Alternative Camp sayesinde doğa sporlarının başka dallarıyla da tanıştım ve doğa sporlarını hayatımın içine taşıdım. Tüm bu yolculuklarım sırasında doğanın kendi hayatımdaki iyileştirici ve özgürleştirici gücünü başkalarıyla da paylaşabilmek istedim. Bu doğrultuda Türkiye’ye döndükten sonra ekoloji eğitmenliği yaptım, öğrenmenin en kalıcı yolunun yaparak yaşayarak gerçekleştiğine olan inancım hem kendi hayatımdaki değişimlerle hem de öğrencilerimin izlenimleriyle pekişti. Eğitimci olarak ergenlerle çalışırken okul ve sosyal hayatlarında doğada ne kadar az zaman geçirebildiklerini üzülerek gözlemledikten sonra “Kızlar Atakta” ile yaşadığım bu yaz benim için de bir umut ışığı oldu. Yıllar önce doğada ilk defa kamp kurarken hissettiğim heyecanı beş hafta boyunca gelen her grupla yeniden yaşadım. Genç kızların ilk başta çekinerek girdikleri çadırlarında beş günün sonunda kendilerini evlerinde gibi hissetmeleri doğanın ve doğa sporlarının iyileştirici ve özgürleştirici gücüne inancımı pekiştirdi. Gece yürüyüşlerimizden dönerken gönüllüler ve katılımcılar olarak bir arada kafa lambalarımızı kapatıp yıldızların parlaklığı karşısında suspus olduğumuz anların büyüsü hâlâ kalbimde.

Her bireyin değerli ve projenin hem parçası hem de sahibi gibi hissettiği yer.

Kızlar Atakta projesinin yarattığı bu büyülü atmosferin arkasında her halkasının ayrı bir anlam kattığı güçlü bir ekip ruhu yer alıyor. Bu ekip ruhu içerisinde her birey kendini değerli ve projenin hem bir parçası hem de sahibi gibi hissediyor. Ekip içerisinde oluşan bu uyumun yapı taşları; her bireyin bakış açısına ve sunacağı katkıya olan saygı ile beraber, ekibin bileşenlerinin sahip olduğu bireysel uzmanlıkların ve yeteneklerin bir arada olması. Ekibin içindeki bu birlik ve bütünlük hâli projeye dâhil olan herkese yansıyarak, onların da birey olarak bu projenin sahibi olarak hissetmelerini sağlıyor. Ölçülebilir, belirli, ulaşılabilir, gerçekçi ve belirli bir zaman dilimine yayılan hedefleri belirlemekte ve gerçekleştirmekte tecrübeli bir ekip, aynı amaç doğrultusunda yürekten çalışınca ortaya özgün ve katma değeri yüksek bir proje çıkıyor.

Sadece bir doğa eğitim kampı değil, sosyal farkındalık projesi.  

Sosyal dezavantajlı genç kızların güçlenmesi için doğa sporları bir araç olarak kullanılırken projenin örgüsünde ve kurgusunda emekle tasarlanmış bir eğitim içeriği ve felsefesi önemli bir yere sahip. Raporun içerisinde tek tek ele alınan eğitim içeriklerinin haftalık programdaki dağılımları dâhi bu bütüncül yaklaşımı temsil ediyor. Doğa sporlarıyla ardışık şekilde sunulan kişisel gelişim içerikleriyle “Kızlar Atakta” genç kızlara bir haftalık kamp süresinde hayatlarını değiştirmeyi vadetmiyor, onlara hayat boyu kullanabilecekleri farklı araçları ve farkındalıkları sunuyor. Benim açımdan projeyi sürdürülebilir kılan en önemli boyutlardan birisi de bu, genç kızlara kendi hayatlarında, kendi içlerinde sağlayabilecekleri değişimlere kıvılcım çakması ve bu kıvılcımın devam edebilmesi için somut hedefler üretebilmeleri konusunda desteklemesi. Tüm bunları sunarken de genç kızların geldiği bölgelerdeki farklılıklara hassasiyet duyulması da projenin önemli bir parçası. Kızlar Atakta’yı sadece bir doğa eğitim kampı değil, sosyal farkındalık projesi kılan da tüm bu hassasiyetleri içermesi.

Doğanın iyileştirici ve özgürleştirici gücünün tüm bileşenlerinin ruhuna derinden işlediği bu projede beş hafta boyunca kamp lideri olmak beni derinden etkiledi. Eğitimci olarak sürdürdüğüm hayatımda sosyal değişime ve özveriyle çalışan ekip ruhuna olan inancımı pekiştirdi. Yıllar sonra Kızlar Atakta projesi Türkiye ve dünya coğrafyasında farklı yerlerde gerçekleşirken bu yaz katılımcı olan genç kızların da kamp lideri ve proje ekibinin parçası olarak bu projeyi devam ettireceğine, sahipleneceğine, benzer bir yazıyı kendi hikâyelerinden satırlarla aktaracağına hiç şüphem yok.

Share
Share